Kırmızı Balon (1956) filmini izledik bu akşam. Aslında bir klasik ama ben ilk kez izledim. Harikaydı.
Izleyin izletin derim...
Ah çocukluk... Sen ne muhteşem bir devirsin 07042019
22 Nisan 2019 Pazartesi
Güncedir geceye...
Koca kış geçti salep içemedim. Çok sık düşündüm yapmadım.
Düşünüp düşünüp düşünüp durup yapmadiklarinın tamamının adı salep olsun. Kendini ihmal edislerin tarçın koksun kendi kendini ihmalin boğazında yoğun kivamli sicak bir düğüm olsun. Surmedigin kremler, bakmadığın tırnaklar, gitmediğin hastaneler...
Koca kış geçti salep içemedim. Çok sık düşündüm yapmadım.
Düşünüp düşünüp düşünüp durup yapmadiklarinın tamamının adı salep olsun. Kendini ihmal edislerin tarçın koksun kendi kendini ihmalin boğazında yoğun kivamli sicak bir düğüm olsun. Surmedigin kremler, bakmadığın tırnaklar, gitmediğin hastaneler...
Dündü akşamdı. Ama öncesiydi, gündüzündeydi. Çok güzel çalıştım çalışınca mutluyum, çalışıp çalışıp yorulurken zihnim, ah benim çilem... Oysa salep içsem suçluluk belki... Bir işe eklemeden oraya gelemiyorum. Gündüz mutluydum durmaksızın verimli çalıştım çalıştım çalıştım... Akşam eve dönüyordum biraz geçti her zamankinden... Kaldırımda önümde iki kedi bir kirpi... (fotograftaki iki kedi aynı kediler geçen ziyarete gelmişlerdi böyle) O zaman keyif iki kedi bir kirpi oldu.
-Burada anlaticiya donuserek ben dilini terk ediyorum.
Kirpi görmüş zavallı kentli Banu, kirpi kirpi diye büyük bir heyecanla eve girdiğinde mutluluğunu paylaşabileceği ve kirpiyi gösterebileceği insanların onu beklerken uyuyakaldigini fark etti.
Fikirler her gün yenilenirken mutlu da oluyordu ama kendine bir salep ısmarlama sevincini de çok görüyordu. Suçluluk duyguları suçluluk duyguları ve kurtulmak için tariflenen tuhaf çilelerle ilginç mahrumiyetler yaratan kendine şaşırıyor, şaşırıyor, kalıyordu.
"Bütün bunlardan banane" diyen sevgili okur sana da salep demek istiyorum bir de tombul tombul yürüyen iki kedi bir kirpi demek istiyorum bir de belki de haklısın diyerek bitiriyorum.
-Burada anlaticiya donuserek ben dilini terk ediyorum.
Kirpi görmüş zavallı kentli Banu, kirpi kirpi diye büyük bir heyecanla eve girdiğinde mutluluğunu paylaşabileceği ve kirpiyi gösterebileceği insanların onu beklerken uyuyakaldigini fark etti.
Fikirler her gün yenilenirken mutlu da oluyordu ama kendine bir salep ısmarlama sevincini de çok görüyordu. Suçluluk duyguları suçluluk duyguları ve kurtulmak için tariflenen tuhaf çilelerle ilginç mahrumiyetler yaratan kendine şaşırıyor, şaşırıyor, kalıyordu.
"Bütün bunlardan banane" diyen sevgili okur sana da salep demek istiyorum bir de tombul tombul yürüyen iki kedi bir kirpi demek istiyorum bir de belki de haklısın diyerek bitiriyorum.
Geçen Bilim Çocuk dergisi aldık. Güzel bir periyodik cetvel veriyor, duvara asılabilecek poster şeklinde. Ben öyle sevinince Kızım merak etti. "Anne element ne?" diye sordu. Babası atladı "canlı cansız tüm maddelerin yapı taşı. Mesela senin de..." derken kızım da onun sözüne atladı. "Benim yapıtaşım annem." Biz gülünce de devam etti tatlı bir şirinlikle "Ne var yapı taşım değil misin?" "Oy tabii yapı taşınım. Severim seni" diye sulandırdık bilimsel sohbetimizi...
Sonra yakın bir gün... "Anne sen kaç yılında doğdun. Ben 2012'de doğdum." "Ben 1977'de doğdum." "Nee taa 1900lerde mi? Vay canına. 2002 bile değil..." Sonra ben hüzünlü gülümseyince "Merak etme anne benim çocuğum da bana aaa taa 2012lerde mi doğdun diyecek" "Evet yavrum..." "Anne peki ben kaç yılında kimi dünyaya getiricem." Bir süre bakıp "Nereden bilinecek tabii... Kaçlar olacak acaba..." diyerek uzaklaştı
:) Arkadaşlar taa 1900lerde doğduk düşünsenize
03042019
Sonra yakın bir gün... "Anne sen kaç yılında doğdun. Ben 2012'de doğdum." "Ben 1977'de doğdum." "Nee taa 1900lerde mi? Vay canına. 2002 bile değil..." Sonra ben hüzünlü gülümseyince "Merak etme anne benim çocuğum da bana aaa taa 2012lerde mi doğdun diyecek" "Evet yavrum..." "Anne peki ben kaç yılında kimi dünyaya getiricem." Bir süre bakıp "Nereden bilinecek tabii... Kaçlar olacak acaba..." diyerek uzaklaştı
Bağzı arkadaşlar seçim sonuçlarına sevindik diye gelmekte olan zor günleri ongoremedigimizi düşünmüş. Sağolsunlar varolsunlar zannimca bizleri hayalkirikligindan korumaya çalışıyorlar. Hafızamız yerinde merak ediyorsanız. Bir de inanmayacaksınız ama bizim de kendimizce bir siyasal birikimimiz ve buradan cikarsadigimiz öngörülerimiz var. Endişe etmeyiniz. Gelecek zor günler için tüm halkın kazandığı moral ve bir kaç gün gülümsemek ne büyük gıda... Besleniyoruz biraz. Evet hala gülebiliyoruz ve bir çiçekle gelen baharı don ihtimaline karşı korumanın hesabını yapıyoruz. Zira "gelecek güzel günler için gökten ayet inmedi bize onu biz kendimiz vaat ettik kendimize" 03042019
Bugüne bu kadar sevindik sen o gün gelsin de gör... Sabahtan bu yana dilimde iki şiir biri Melih Cevdet in aşağıdaki şiiri diğeri Nezval'in şapka yapan işçi kızlara seslendiği şiir...
Herkes giden ve gelen adamlardan söz ediyor Macoglu'nun, Ayhan Bilgen'in ifade ettiği umuttan onlara inandığından, Demirtaş'in bu sonuca olan katkısından, Imamoglu'nun ısrarından, dilindeki kıvraklıktan... Çok da haklı herkes... Ama be güzel kardeşim ya halk... Biz oy verdik ya karar verdik ya direndik ya tehditlere karşı koyduk böylece eyvallah dedik başımıza gelebileceklere... Ve tabii sevindik sonunda. Daha neler neler yapabiliriz aslinda bi bilsek onu... Kendimiz yönetsek kentimizi birlikte... "Biz" kazansak birlikte karar alacağımız sistemler inşa etsek doğrudan demokrasi kanalları yaratsak kimbilir öylesi bir değerlilik hissi öylesi bir mutluluk nasıldır? Işte şairlerin dediği gibidir...
Herkes giden ve gelen adamlardan söz ediyor Macoglu'nun, Ayhan Bilgen'in ifade ettiği umuttan onlara inandığından, Demirtaş'in bu sonuca olan katkısından, Imamoglu'nun ısrarından, dilindeki kıvraklıktan... Çok da haklı herkes... Ama be güzel kardeşim ya halk... Biz oy verdik ya karar verdik ya direndik ya tehditlere karşı koyduk böylece eyvallah dedik başımıza gelebileceklere... Ve tabii sevindik sonunda. Daha neler neler yapabiliriz aslinda bi bilsek onu... Kendimiz yönetsek kentimizi birlikte... "Biz" kazansak birlikte karar alacağımız sistemler inşa etsek doğrudan demokrasi kanalları yaratsak kimbilir öylesi bir değerlilik hissi öylesi bir mutluluk nasıldır? Işte şairlerin dediği gibidir...
O gün gelsin neşemiz tazelensin de gör
Dünyayı hele sen bir barış olsun da gör
Seyreyle gülü bülbülü
Çifter çifter aylar gökyüzünde
Her gece ayın on dördü
Dünyayı hele sen bir barış olsun da gör
Seyreyle gülü bülbülü
Çifter çifter aylar gökyüzünde
Her gece ayın on dördü
Kuşlar geçecek damların üstünden
Kuşlar konacak dallara
Kanat seslerini duyup uyanırlarsa
Gene kuşlarla uyusun çocuklar
Olanı biteni anlatma
Kuşlar konacak dallara
Kanat seslerini duyup uyanırlarsa
Gene kuşlarla uyusun çocuklar
Olanı biteni anlatma
Hiç görmediğim şey bu
Kurdun gözü yılmış sürüden
Elmanın yarısı soğuk yarısı sıcak
Ağulu bitkilere dolanmış salkım
Güneşten yağmur boşanacak
Kurdun gözü yılmış sürüden
Elmanın yarısı soğuk yarısı sıcak
Ağulu bitkilere dolanmış salkım
Güneşten yağmur boşanacak
Yetsin demir çağının beyliği
Yeni bir gün başlıyor demek
Yeryüzünde korkusuz yaşamak
İki milyar kişiye bir dünya
İki milyar kişiye iki milyar ekmek
Yeni bir gün başlıyor demek
Yeryüzünde korkusuz yaşamak
İki milyar kişiye bir dünya
İki milyar kişiye iki milyar ekmek
Yazık olur bu düş yarı kalırsa
Barış günü insan hakkı yenirse
Köroğlu' nun sözü dinlenmelidir
Sivas ilinin Banaz köyünden
Pir Sultan Abdal dirilmelidir
Barış günü insan hakkı yenirse
Köroğlu' nun sözü dinlenmelidir
Sivas ilinin Banaz köyünden
Pir Sultan Abdal dirilmelidir
Ah günüm yetse görmeye seni
Seni övmeye gücüm yetse
Barış çağı altın çağ
Son ozanı ben olayım bu özlemin
Bu özlem bitse
Seni övmeye gücüm yetse
Barış çağı altın çağ
Son ozanı ben olayım bu özlemin
Bu özlem bitse
O gün gelsin neşemiz tazelensin de gör
Dünyayı hele sen bir barış olsun da gör
Seyreyle deli ozanı
Baştan başa sevda baştan başa tutku
Dili baldan tatlı
Dünyayı hele sen bir barış olsun da gör
Seyreyle deli ozanı
Baştan başa sevda baştan başa tutku
Dili baldan tatlı
01042019
Gökyüzünde bazı olaylar oluyor ya 80 yılda bir görülüyor, 150 yılda bir görülüyor. Bu yaşadığımız aslında her sabah güneşin doğması kadar doğal bir olay olabilecekken kaç yılda bir görülebilen bir siyasal olaya döndü. Ankara'nın çektiği neydi öyle 20 küsür yıldır... Bu sürenin önemli bir bölümünde İstanbul'daydım, İstanbulluydum. Oradayken yaşadığım semtlerden Sarıyer'de CHP kazanmış, Üsküdar'a yine üzüldüm. AKP almış.
İlk kez bir seçimde büyükşehirde, ilçede hatta muhtarlıkta oy verdiğim aday kazandı. Melih'ten kurtulduk. Daha ne olsun...
En çok sevindiğim seçim sonucu Suruç'tan geldi. O kadar duygulandım ki Hatice Çevik'in belediye başkanı olduğunu duyduğumda... Kızını Ankara'da 10 Ekim'de kaybeden bir anne, bir çok gencin yaşamını yitirdiği bir başka yerde Suruç'ta belediye başkanı olmuştu.
Üç büyük şehir CHP'de... Bu büyük iş... Tabii ki bir başlangıç noktası olarak kıymetli... Bir son değil... Bir nerede kalmıştık hali...
Avcılar belediye başkanı olarak CHP'den Turan Hancerli'nin kazanması tüm aleyhine durumlara rağmen engellilerin yapabileceklerini göstermesi acısından harika bir haber daha...
Maçoğlu, kominist başkan olarak Dersim'i aldı. Ona da sevindim. Sevindim çünkü yaptığı işle, çalışkanlığı ve dürüstlüğü ile yarattığı intiba hepimizin yararınaydı.
Kürt illerinde Kayyumlar bir bir düşerken barıştan yana bir mana vardı tüm sonuçlarda... En çok o ihtimali sevdik...
En çok kibrin yerle bir olmasını, en çok halkın kendisini yoksul ve işsiz bırakandan oyunu çekmesini sevdik.
Vehasıl yıllar önce 7 Haziran seçimlerinin ardından "barajları yıktık köprüler kuruyoruz" diye yazmıştım. Şimdi tam da orada kalmıştık diyorum. Baraj yıkabilecek gücümüz olduğunu biliyoruz, köprüler kurmanın zamanıdır.
İlk kez bir seçimde büyükşehirde, ilçede hatta muhtarlıkta oy verdiğim aday kazandı. Melih'ten kurtulduk. Daha ne olsun...
En çok sevindiğim seçim sonucu Suruç'tan geldi. O kadar duygulandım ki Hatice Çevik'in belediye başkanı olduğunu duyduğumda... Kızını Ankara'da 10 Ekim'de kaybeden bir anne, bir çok gencin yaşamını yitirdiği bir başka yerde Suruç'ta belediye başkanı olmuştu.
Üç büyük şehir CHP'de... Bu büyük iş... Tabii ki bir başlangıç noktası olarak kıymetli... Bir son değil... Bir nerede kalmıştık hali...
Avcılar belediye başkanı olarak CHP'den Turan Hancerli'nin kazanması tüm aleyhine durumlara rağmen engellilerin yapabileceklerini göstermesi acısından harika bir haber daha...
Maçoğlu, kominist başkan olarak Dersim'i aldı. Ona da sevindim. Sevindim çünkü yaptığı işle, çalışkanlığı ve dürüstlüğü ile yarattığı intiba hepimizin yararınaydı.
Kürt illerinde Kayyumlar bir bir düşerken barıştan yana bir mana vardı tüm sonuçlarda... En çok o ihtimali sevdik...
En çok kibrin yerle bir olmasını, en çok halkın kendisini yoksul ve işsiz bırakandan oyunu çekmesini sevdik.
Vehasıl yıllar önce 7 Haziran seçimlerinin ardından "barajları yıktık köprüler kuruyoruz" diye yazmıştım. Şimdi tam da orada kalmıştık diyorum. Baraj yıkabilecek gücümüz olduğunu biliyoruz, köprüler kurmanın zamanıdır.
SEÇİM
Ben de sizler gibi seçimlerle ilgili heyecanlanmamaya umutlanmamaya çalışıyorum. Çalışıyorum dediğim bunun doğal bir eğilim olmadığını umutlanmamak için kendimi zorladığımı anlıyorum. Çünkü çünkü deneyimlerim var. Birikiyor, birikiyor... Hafızam da çok şükür (ne yazık ki de denebilir) yerinde duruyor. Ama bir süredir yaşadığım gerginliğin önemli bir bölümünün seçimlere dair olduğunu şimdilerde (seçime iki gün kala) kendi kendime itiraf ediyorum. Evet gerginim, her türlü sonuç beni geriyor. Ülkemiz siyasal olarak Batıda mı Doğuda mıdır? Daha çok Avrupalı mıyız Ortadoğulu mu? Bence ülkemiz alacakaranlık kuşağına dahildir. Sonsuz bir geçiş sürecine mahkum edildik. Ülke solcuları olarak da aynı kayayı aynı dağa sürekli çıkaran Sisipos gibiyiz. Neyse sevgili okur seçimlere ilişkin bazı değinmeler pardon yakınmalar bırakayım buraya diyorum.
*Bir Ankaralı olarak ne olsa kazanamayacağım. Mansur Yavaş'a oy vereceğim ama o kazansa da kazanamayacağımı biliyorum bir yandan. Ama ona oy vereceğim.
*Başkanlık sistemine geçtik fiilen ama alışamadık tabii herkes partili kimse partili değil bu nasıl iş... İttifaklarla Türkiye başkanlık sistemine ve onun bir parçası olan iki partili sisteme de geçmiş bulunuyor. 1.000 partide kendimi bulamıyorum ikisinde bulmam olanaksız artık.
*Siyasal söylemin düzeyi kalbimi sıkıştıracak kadar can sıkıcı... O yüzden uzak durmaya çalışıyorum bir yandan da... Ama kalbim her türlü sıkışıyor, uzak duramıyorum onu fark ettim. Bir lanet gibi peşimde ülke siyaseti... Peşimizde demek daha doğru olur.
*Biz bizim yazdıklarımızı onlar onların yazdıklarını okuyor. Bizi bizi onlar onları izliyor. Mahallelerimiz okullarımız da ayrıldı epeydir. O yüzden "onlar"a propaganda yapmak diye bir durum yok bir yandan da... Nasıl olacak böyle? sorusu acayip kritik gerçekten işyerlerinde çalışma yürütmek, kadın çalışması sürdürmek, çocuklar için iş üretmek çok önemli gerçekten de... Yapsak ya hep birlikte...
Haydi bakalım haydi görelim yaşadığımız yerle mesafemiz ne? 28032019
Ben de sizler gibi seçimlerle ilgili heyecanlanmamaya umutlanmamaya çalışıyorum. Çalışıyorum dediğim bunun doğal bir eğilim olmadığını umutlanmamak için kendimi zorladığımı anlıyorum. Çünkü çünkü deneyimlerim var. Birikiyor, birikiyor... Hafızam da çok şükür (ne yazık ki de denebilir) yerinde duruyor. Ama bir süredir yaşadığım gerginliğin önemli bir bölümünün seçimlere dair olduğunu şimdilerde (seçime iki gün kala) kendi kendime itiraf ediyorum. Evet gerginim, her türlü sonuç beni geriyor. Ülkemiz siyasal olarak Batıda mı Doğuda mıdır? Daha çok Avrupalı mıyız Ortadoğulu mu? Bence ülkemiz alacakaranlık kuşağına dahildir. Sonsuz bir geçiş sürecine mahkum edildik. Ülke solcuları olarak da aynı kayayı aynı dağa sürekli çıkaran Sisipos gibiyiz. Neyse sevgili okur seçimlere ilişkin bazı değinmeler pardon yakınmalar bırakayım buraya diyorum.
*Bir Ankaralı olarak ne olsa kazanamayacağım. Mansur Yavaş'a oy vereceğim ama o kazansa da kazanamayacağımı biliyorum bir yandan. Ama ona oy vereceğim.
*Başkanlık sistemine geçtik fiilen ama alışamadık tabii herkes partili kimse partili değil bu nasıl iş... İttifaklarla Türkiye başkanlık sistemine ve onun bir parçası olan iki partili sisteme de geçmiş bulunuyor. 1.000 partide kendimi bulamıyorum ikisinde bulmam olanaksız artık.
*Siyasal söylemin düzeyi kalbimi sıkıştıracak kadar can sıkıcı... O yüzden uzak durmaya çalışıyorum bir yandan da... Ama kalbim her türlü sıkışıyor, uzak duramıyorum onu fark ettim. Bir lanet gibi peşimde ülke siyaseti... Peşimizde demek daha doğru olur.
*Biz bizim yazdıklarımızı onlar onların yazdıklarını okuyor. Bizi bizi onlar onları izliyor. Mahallelerimiz okullarımız da ayrıldı epeydir. O yüzden "onlar"a propaganda yapmak diye bir durum yok bir yandan da... Nasıl olacak böyle? sorusu acayip kritik gerçekten işyerlerinde çalışma yürütmek, kadın çalışması sürdürmek, çocuklar için iş üretmek çok önemli gerçekten de... Yapsak ya hep birlikte...
Haydi bakalım haydi görelim yaşadığımız yerle mesafemiz ne? 28032019
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


